Turn-Down Service: Otelciliğin Kaybolan Nazik Ritüeli
Otelcilik…
Kimi için oda hazırlamak, temizlik yapmak, yemek sunmaktan ibaret teknik bir iş.
Ama aslında bu sektörün kalbinde; görünmeyen, ölçülemeyen ve çoğu zaman fark edilmese de misafirin ruhuna dokunan zarif alışkanlıklar vardı.
Turn-down service de işte o zarafetlerden biriydi.
⸻
Turn-down, kelime anlamıyla “odanın geceye hazırlanması”…
Ama hiçbir zaman yalnızca bir işlem olmadı.
Eski otelciler iyi bilir: Turn-down, misafire “Rahat ol, geceyi senin için hazırladık. Biz buradayız.” demenin en ince, en sessiz yoluydu.
Akşam saatlerinde kapıdaki hafif tıklama…
Yastığın yerini bozmadan yapılan küçük bir düzeltme…
Lambanın daha sıcak bir tona çevrilmesi…
Odanın günün telaşından sıyrılıp geceye yumuşakça hazırlanması…
Tüm bu küçük dokunuşlar aslında aynı şeyi söylerdi:
“Yalnız değilsin.”
⸻
Zaman değişti.
Artan maliyetler, azalan kadrolar, hız baskısı, standart operasyon zorunlulukları…
Bugün birçok otelde turn-down ya tamamen kalktı ya da sadece prosedür gereği yapılan, ruhu eksilmiş bir işlem hâline geldi.
Ekonomik gerekçelere söz söylemek kolay değil.
Yine de turn-down’ın yarattığı hissi doldurabilecek başka bir alternatif çıkmadı.
Çünkü turn-down yalnızca bir hizmet değil; bir kültürdü.
Ve üç temel değerin üzerine kuruluydu:
• Düşünülmüş bir dokunuş
Acele etmeden, detayın kıymetini bilerek yapılan bir hazırlık.
• Saygı
Misafirin mahremiyetine dokunmadan ona güvenli, düzenli bir alan sunmak.
• Huzur
Odayı günün gerginliğinden çıkarıp geceye yumuşacık bir atmosferle bırakmak.
Bazen mesele bir çikolata değildi…
Esas olan, birilerinin sessizce “İyi bir gece geçir” demesiydi.
⸻
Bugün tüm zorluklara rağmen bu inceliği yaşatmaya devam eden yöneticiler, kat görevlileri ve ekipler…
Misafire fark ettirmeden güven, düzen ve huzur sunan tüm otel çalışanları…
Sizler otelciliğin görünmeyen kahramanlarısınız.
Turn-down bir hizmettir; ama bıraktığı his, otelciliğin özüdür.
Saygılarımla…






Yorumlar
Yorum Yaz